YALINKOLİK
  Yalın'ın yalın Hali
 



Yalın'ın aşk cumhuriyeti O, hep duygularımıza tercüman oluyor, aşkımızı anlatıyor! Yine yapacağını yapmış ve "Her Şey Sensin" albümüyle birbirinden güzel aşk şarkılarına imza atmış. Bize de, ona en iyi bildiği şeyi, yani aşkı sormak düştü! -----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
 


Yalın, yazdığı şarkıları ve etkileyici sözleriyle hepimizin kalbindeki romantik prensi simgeliyor. Bu nedenle de hayranı olan kızların sayısı günden güne artıyor. Son albümün çıkış parçası Her Şey Sensin'i defalarca dinleyenlerdenseniz Yalın'ın "cumhuriyetini"de yakından tanımak isteyeceksiniz. Yalın gerçekten şarkılarında anlattığı kadar romantik mi, bestelerini nasıl bir ortamda yapıyor, konserlerine o kadar kişiyi nasıl topluyor soruları beynimizi kurcalarken karar verdik Yalın'la röportaj yapmaya. Üstelik yeni albümü Her Şey Sensin her yerde çalıyordu, CD'si müzik çalarlarımıza albüm çıkar çıkmaz yerleşmişti. Üniversite ve yaz konserleri trafiği arasında Yalın'ı İstanbul'da yakalamak için uzunca bir süre bekledik. Bu sırada da menajeri Jülide Koçoğlu ile çekimin ayrıntılarını planladık. Ve işte büyük gün... Röportaja ve çekime başlamadan önce Yalın yoldayken menajerini aradı ve tavuklu salata siparişi verdi. İtiraf etmek gerekirse bu davranışı biraz garip geldi ve hatta aramızda Yalın gelmeden tavuklu salatası geldi şakalarına sebep oldu. Bu nedenle yine bir "ünlü" vakası sanıp endişelenmeye başlamıştım ki Yalın enerjik bir şekilde kapıdan giriverdi. Yalın'la tanıştıktan 10 dakika sonra tavuklu salata olayı nedeniyle oluşan önyargıdan kurtuldum. Çünkü mütevazılığı ve sempatikliği ile müthiş enerjisi kapıdan girdiği andan itibaren fark ediliyordu. İşe fotoğraf çekimiyle başladık. Yalın çekimimiz için giyeceği kıyafetlerin hepsini tek tek kendisi seçti ve kombinledi. Yani styling ona ait. Prodüksiyonda temamız Yalın'ın farklı yüzleriydi. Bu yüzden her karede Yalın'ın içindeki romantik aşığı, afacan çocuğu, gizemli yakışıklıyı çıkarmaya çalıştık. Öyle ki Yalın çekim bitiminde albüm kapağı için yaptığı fotoğraf çekimlerinin bile bu kadar sürmediğini söyledi. Röportajda ise, tüm içtenliğiyle kendini anlattı. Size de Yalın'ın yalın halini okumak kaldı. Bu aralar hep konserler veriyorsunuz. Nasıl geçiyor? Yoğun bir şekilde üniversite konserleri veriyorum. Çok eğlenceli geçiyor. Hayatta en çok mutlu olduğum yer sahne. Bu işi yapma sebebim de konserler. En başından beri bu işe girerken hayalim insanların gözünün içine bakarak şarkı söylemekti. İşte konserlerde de bunu yapabiliyorum. Yeni albümü Amerika'da kaydettik. Orada bu konserlerin hayaliyle motive oldum diyebilirim. Şimdi de bunun meyvelerini topluyorum. Herkes ezbere söylüyor şarkılarımı, işin en keyifli yanı bu. Konserlerde dinleyicilerden nasıl tepkiler alıyorsunuz? Üzerinde 'Her yerde seninleyiz' yazan pankartlar hazırlıyorlar. Bu pankartları okuduğumda çok heyecanlanıyorum. Sonuçta onları hazırlamak için çaba sarfediyorlar. İnternet sitemizde bir fan klübümüz var. Bu klüpten yaklaşık 100 kişi benimle bütün konserlerime geliyor. Artık yüzlerini tanıyorum. Bu, beni çok mutlu ediyor. Unutamadığınız bir konser hatıranız var mı? İzmir'de verdiğim konserler hep bambaşka oluyor. İzmir halkının acayip bir havası, enerjisi var. Orada insanlar senelerdir o konseri beklemiş gibi eşlik ediyorlar bana. Konser boyunca her anın tadına varıyorlar. Yeni albümünüzü Amerika'da kaydetmenizin özel bir sebebi var mı? Albümü kaydederken biraz daha yalnız kalalım, kafamızı meşgul edecek şeylerden uzaklaşalım dedik. Çünkü burada kaydettiğiniz zaman stüdyonun geleni gideni çok oluyor. Her dinleyen illa bir şeyler söylemek istiyor. Biz onlardan uzak olmak istedik. Bir de Amerikalıların müziğimizi, melodilerimizi nasıl yorumlayacaklarını merak ediyorduk. Bir de tabii oradaki teknik imkanlar buradan biraz daha iyiydi. Akustik bir albüm yapıyoruz ve her şey canlı kaydediliyor. Bilgisayarla yaptığınız zaman dünyanın kullandığı soundları kullanabilirsiniz. Ama akustikte bu olmuyor. Yurtdışında kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Buradan ne kadar uzak olursam canımı sıkan her şeyden de daha uzak oluyorum. Orada daha mutlu yaşıyorum. Bundan önceki sene Londra'da yaşıyordum ve şarkılarımın hepsini orada yazdım. Kafam hiç dağılmadı. Londra çok nostaljik bir şehir. Bazılarına çok kasvetli gelebilir ama bence insanın kendisiyle başbaşa kalabildiği, düşündürüp hüzünlendiren bir şehir. Her şey bir yana bence Londra Avrupa'nın başkenti. Orada müzik anlamında da trendleri çok iyi takip edebiliyorsunuz. Beste yapmaya ne zaman başladınız? 12, 13 yaşlarında ortaokulda keşfettim şarkı yapabildiğimi. Sıra arkadaşım bir dörtlük söz yazmıştı. Ben de o sıralarda gitar çalıyordum. Bestelemeye çalıştım ve sonra şarkıyı herkes çok beğendi. Müzikle profesyonel anlamda ilgilenmeye ne zaman karar verdiniz? 16, 17 yaşlarında karar verdim. O yaşlarda etrafımda çok iyi müzisyenler vardı. Onları dinledikçe müzisyen olmayı hayal ediyordum. Zamanla yaptığım şarkılara güvenmeye ve inanmaya başladım. Etrafımdakiler de destekliyordu. 2000 yılında yani 20 yaşımdayken prodüktörümle tanıştım. Beni bu konuda çalışmaya cesaretlendiren ilk şarkım, ilk albümdeki Meleklerin Sözü Var adlı şarkıydı. Prodüktörümle firmaları gezerken hayal kırıklıklarıyla geçen, ümidimizi kaybettiğimiz zamanlar çok oldu. 2003 yılında ise Universal Müzik ile anlaştık ve albüm çıktı. Beste yapmanız için nasıl bir ortama ihtiyaç duyarsınız? Bunu çok anlatamıyorum ama yalnız başıma olmam gerekiyor. Onun dışında ortam sessiz olsun diye bir şey yok. Hatta dikkat ettim şarkıları hep televizyon, dizi film filan açıkken yapıyorum. Aklımın başımda olduğu, kendi iç sesimi dinleyebileceğim zamanlarda çıkıyor şarkılar. Bu son albümde Ama Olsun adlı şarkıyı 5:30 da kalkıp, bir arkadaşımı hava alanına uğurladıktan sonra yaptım. Yani ilham her an gelebiliyor anlayacağınız. Şarkılarınız çok romantik. Siz de öyle misiniz? Ben gerçekten hissettiğim şeyleri, hissettiğim zaman yazıyorum. İnsanın bilmediği bir şey hakkında konuştuğu zaman diğerlerini etkileyebileceğine inanmıyorum. Planladığın zaman samimiyet kayboluyor. Olay samimiyetten kopunca bu, karşı taraf tarafından hemen algılanabiliyor. Yaşadığım, kendi hayatımdan deneyimlediğim, gördüğüm şeyleri yazıyorum. Yani tabii ki hayatıma girmiş insanların bana kattığı, öğrettiği şeylerle ilgili de oluyor şarkılar. Romantik miyim bilmiyorum. Romantizm biraz tasarlanabilir bir şey. İki mum yakarsın, gül alırsın filan. Ben duygularıyla hareket eden bir insanım. Her şeyi çok ince ayrıntısına kadar yaşayıp kendine dert eden ve o duyguyu dibine kadar yaşayan bir insanım. Bunun hep farkında olmakla ilgisi var. Yaşadığın sevincin de üzüntünün de dibine kadar her anını her duygusunu yaşamakla alakası var diye düşünüyorum. Kız arkadaşıma şarkı yazıp bunu gitarla dinletiyorsam bu tabii ki romantik oluyor. Ama bunun özü olayları duygusal yönden değerlendirmekle ilgili. Ama şarkılarınızda bir erkeğin üzüldüğünü de görüyoruz. Yani bunu açık yüreklilikle ifade edebiliyorsunuz. Sonuçta erkekler pek öyle davranmıyorlar... Erkekler aşklarını, üzüntülerini kabulleniyorlar ama söylemeye korkuyorlar. Karşı taraf için bu bir zayıflık gibi görünüyor. Ama bu erkeksel bir şey. Erkeklerde var olan bir ruh hali. Ben de bu durumu son üç-dört senedir yeni yeni aştım. 20'li yaşların başında 'Seni seviyorum' demek zor işlerdi. Ama tabii bunu aşmamızda cep telefonunun da çok etkisi var. Herkes birbirine çatır çutur 'Seni seviyorum'lar gönderiyor. Kolaysa yüzüne söyle! Zamanla alışıyor ve bu durumu aşıyor insan. Kadınlar olgun erkeklerden hoşlanır ya bundan dolayı bence. Çünkü o erkekler bu aşamalardan çoktan geçtikleri için kendilerini çok daha rahat ifade edebiliyorlar. Siz kimleri diniyorsunuz? Coldplay'i çok severim. Maroon 5 da hoşuma gidiyor. Amerikada'yken Killers'ı çok dinledim. İngiliz kökenli rock gruplarını çok seviyorum. Killers'ın prodüktörü de İngiliz. Aşk sizin için ne ifade ediyor? Aşk her şey demek. Her yaşadığım günü aşık olmak için yaşıyorum. Aşık değilsem bir şey mutlaka eksikmiş gibi geliyor. İşin yolunda gidebilir, sağlığın yerindedir, ailenle aran iyidir, para kazanıyorsundur ama aşk yoksa hep bir eksiklik vardır. Aşk; insana aşırı bir mutluluk ve heyecan veriyor. Ve diğer tarafta daha önce saydığım hayatla ilgili oluşan aksaklıkları her şeyi unutturur. Aşık olsan şuradan hemen çıkıp gitmek istersin, bir an önce aşık olduğun kişiyi görmek için. Aklın hep onda olur. İşte tüm bu nedenlerden dolayı aşk yaşamın insana verdiği en büyük hediye bence. Aşık mısınız? Şu an aşık değilim ama keşke olsam diye düşünüyorum. Bekliyorum heyecanla. Çünkü aşık olduğum zaman sahneye farklı bir havayla çıkıyorum, şarkıları farklı bir şekilde söylüyorum. İnsanın gözünün ışıltısı bile farklı oluyor. Şu anda huzurluyum. Kendimle ilgili istediğim şeyleri yaşadığım için mutluyum. Şu anki halime şükrediyorum, tabii mutluyum ama aşkın eksikliğini de hissediyorum. Hayatınız boyunca unutamadığınız bir anı bize anlatır mısınız? Hayatımın en büyük sıkıntısı bu işe başlamaktı. Bir şekilde tutturmam gerekiyordu. Çok hırs yapmıştım, çok çalışıyordum. Universal Müzik'te, şarkılarımı dinletmek için gittiğimde beş tane yöneticinin karşısında gitar çaldım. Ve kendimi onlara beğendirmek zorundaydım. Hakikaten çok sıkıntılı bir durumdu. Herkes masa başında, hatta bir tanesi bilgisayarın başında oturup bir şeylere bakıyordu. Sonra çok iyi arkadaş olduk gerçi ama o sırada hepsi çok korkunçtu. O odadan kan ter içinde çıktım. İşte o gün 'Evet sözleşmeyi imzalıyoruz' dediler, o an benim için unutamadığım bir andır. Sonuçta o albümü 550 bin tane sattık. Sizi en çok mutlu eden kişiler kimler? Tek çocuk olmamın da etkisiyle annemle babam beni çok mutlu ediyor. Tek çocuk her zaman biraz daha şımarık olur, ikinci çocuğu da istemez. Ben de öyleyim, sevgilerini paylaşmak istemedim. Ünlü olmak hayatınızda neleri değiştirdi? Hayatınızdan memnun musunuz? Konserler veriyorsun, albümler satıyor filan ama insan bunun etkisine kapılıp yarın da hep olacak gibi hissediyor. İşte böyle düşünmemek lazım. Çünkü üretmediğin sürece yok olabilirsin. Bu his üretimi biraz baltalıyor. Bu düşünce beni biraz kötü etkiledi. O yüzden biraz bu durumdan uzaklaşıp Londra'da yaşamaya karar verdim. Ama bunun dışında acayip bir şımarma olmadı. Ama illa ki biraz olmuştur çünkü hiç şımarmadım diyen adama hayatta inanmam. Sadece ayakları biraz yere basıp, bu hissi hafifletmek lazım. Onun dışında ünlü olunca özel hayatını gönül rahatlığıyla yaşayamıyorsun. Taksim'de yürüyemiyorsun, kız arkadaşını bir cafe'de öpemiyorsun. Tabii ki magazin basını işini yapacak ama insan rahat etmek istiyor. Onlar nasıl işlerini yapıyorsa ben de işimi yapıyorum. İşime zarar verdiğini hissettiğim zamanlarda kendime göre önlemlerimi almaya çalışıyorum. Önceki ilişkinizin sonunda çıkan haberlere üzülmüş müydünüz? Artık çok üzülmüyorum. Kendimle ilgili yazılanlarda yalanı çok gördüğüm için beni hiç bir şey etkilemiyor. Öyle abuk subuk, hayatımda hiç görmediğim insanlarla yazıldım ki! Bu tip durumlarda ilk tokat çok feci sersemletir, sonrakilerde hiçbir şey hissetmezsin ya, öyle oldu bende de. Zamanla insan alışıyor. Kendinizde en çok sevdiğiniz ve sevmediğiniz özellikler neler? En sevdiğim özelliğim kafama koyduğum her şeyi yapmam. Hırslı ve idealist bir yapıya sahibim. Sevmediğim tarafım da bir anda modumun düşmesi. Koç burcuyum ve burcumun özelliği olarak inişler-çıkışlar hayatımda çok fazla. Bir de çok çabuk stres olup, panik yaparım. Mükemmeliyetçiyim. İşler yolunda gitmezse bir panik başlar bende. Keşke onu çözebilsem ve daha rahat bir insan olsam. Olayları akışına bırakıyor olmayı isterdim. Benim de hayattan almam gereken dersim bu sanırım. Yalnız mı yaşıyorsunuz? Ailemle yaşıyorum. Birbirimizi çok fazla göremesek de aynı evde yaşıyoruz. Evin aileme de, bana da özel alanlar yaratıp rahat rahat yaşayabilmeye imkan veren bir konumu var. Öyleyse ev bakımı, yemek işleri nasıl oluyor? Son iki yıldır yurtdışında yaşadığım için kendim ilgileniyorum. Londra'dayken yemek de yapıyordum, bulaşık da yıkıyordum. Bulaşık yıkamanın kafamı dağıttını keşfettim: Tencere ve tavanın içini temizleyip, makineye koyuyorsun filan, terapi gibi bir şey... Yapabildiğiniz yemekler ve favori yemekleriniz neler? Et için özel sosları çok iyi yapıyorum. Yurtdışındayken en büyük zevkim süpermarkette alışveriş yapmak, kıyafet alışverişinden bile daha zevkli. Yemeklerden ise zeytinyağlı dolmayı çok severim. Hatta sitede bunu yazdığım için bazı fanlarım konsere dolma getiriyorlar. Etli yaprak sarmayı, mantıyı, kısacası Türk mutfağını çok seviyorum. Buzdolabınızdan eksik olmayan üç şey nedir? Su, kepekli ekmek, peynir. Sabah kalkınca kepekli ekmekten yapılan peynirli tost yemeden güne başlayamam. Fobiniz var mı? Asansör ve kapalı yer fobim var. Küçük bir asansörde mahsur kalmak herhalde en büyük korkum. Hayat felsefeniz nedir? Bunu bileğime de yazdırdım dövmeyle. Kafama koyduğum her şeyi başaracağıma inanıyorum. Uğraşıp, yeteri kadar çabaladıktan sonra gerisi şans tabii. Ama insan şansını kendi yaratır diye düşünüyorum. Yani evde oturursan şans gelip kapını çalmaz. İnsanın istediği her şeyi başaracağına inanıyorum. Hayaliniz nedir? Beni dinleyen kitlenin büyümesini istiyorum. Türkiye'den dünyaya müzik yapacak bir insanın çıkacağına çok inanıyorum. Bu, ben olmayabilirim. Ama sonuna kadar deneyeceğim. Biri illa bunu yapacak. Benim de en büyük hayalim bu. Moda sizin için ne ifade ediyor? Bizim işimizi yapan insanların öncü olması gerektiğini düşünüyorum. Herkesten önce trendleri yakalayıp, izlemeleri gerek. Bir yandan da insan kendine yakışanı giymeli tabii. Alışverişle aranız nasıl? Alıp giymeyi seviyorum ama alma aşamasını sevmiyorum. Londra'da alışveriş yapan çok insan var. Bir gömleği bir taraftan yakalayorsun diğer taraftan başkası çekiştirebiliyor. Orada bu adeta yarışma gibi. Artık kendime uyan şeyleri denemiyorum. Hemen alıyorum. Günlük giyim dışında albüm kapak çekimleri için profesyonellerle çalışıyoruz. Beğendiğiniz tasarımcılar kimler? Comme Des Garsons markasının çizgisini ve Alexander McQueen'le, Yohji Yamamato'nun ayakkabı tasarımlarını çok beğeniyorum. Adidas markasını genelde günlük hayatta tercih ederim. Costume National'in çizgisini de seviyorum. Son yıllarda Japon modacıların yaptığı süslü şeyleri de kendime oldukça yakın buluyorum. Yurtdışından bize önereceğiniz adresler var mı? Londra'da Dover Street Market ve South Molton Street'te alışveriş yapmayı seviyorum. Urban Outfitters'da da birçok şey bulabiliyorum. Nobu ve Jumojan ise yemek için, Boujis de kulüp olarak tercih ettiğim adresler arasında. ----------50 yaşında kendinizi nasıl hayal ediyorsunuz?------ Çoluk çocuğa karışmış olmayı düşünüyorum. 35'ten sonra ilk çocuğumu yapsam, 50'imde 8-9 yaşında çocukları olan bir insanın yaşayacağı hayatı yaşarım. İki ya da üç tane çocuk istiyorum. Tabii hâlâ şarkı yazıyor olmayı isterim. Şunun sözünü kendime verdim: 45 yaşından sonra bunu artık yapamıyorsam ve geri dönüşümünü alamıyorsam kendime hırs yapıp, zorlamayacağım yani. 45-50 yaşında bir adam gençleri yakalayamayabilir. O yaşın ağırlığıyla ne olur bilmem. Yani 'Çocuğu okula gönderdik' diye şarkılar mı yazacağız artık, o kadarını bilmiyorum. - ..................Evlilik desem?............. Evlilik benim için 10 yıl sonrasını ifade ediyor. Çünkü bu işte öyle bir zaman yok. Sabah dörtte eve geliyorum konserden sonra. Böyle bir tempoda o evlilik biter gider. Bence bizim işimizi yapan insanların evlilikle ilgili planlarının olmaması gerekir. Ama evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı çok istiyorum. Özellikle de bir kız çocuk istiyorum.
2004 postları -yeni çıkan bir şarkıcı sanırım şu sıralarda powerturk'te zalim adlı bir parçası çalınıyor sık sık. hatta güzel bir sarkı. -bikaç gündür radyolarda dönen şarkısı gerçekten hoşuma giden adam. "zaaaliiim, oyunbozaaaan" diye gezip gezip duruyorum. daha albümü çıkmamış malesef -ünlü şarkısının adı zalim. bana nevi hatırlatıyor -kenan dogulunun baska bir versiyonu. sıradan. -güzel bir sesi var, çıkış parçası da iş yapacak gibi.yolu açık bir şarkıcı. -ses rengi hoş bi eleman. şarkısı da güzel olmuş. ellerine sağlık. -cd sini taktığım anda "bu ne biçim ses lan" dedirten ince tonda bir sese ip albm sahibi.. aranjeler güzel olmuş ama... -ilk duyduğun anda tracy chapman etkisi yapıyor, dolayısıyla kadın mı erkek mi diye soruyor insan kendine. yumuşak bir ses, zalim de gayet hoş bir easy listening şarkısı. değişecek misin söyle, değişebilecek misin kısmı insanda çığırma isteği uyandırıyor. -birbirinden guzel sarkıları var. son sarkı favorimdir. ayrıca kendisi asırı derecede 6.histeki cocuga benzemektedir. -huseyin isminden rahatsizlik duydugunu düsündügüm insan.. bir insan neden sadece soy ismiyle ün kazanmak isterki? ya da arkadas isminden gayet memnun fakat hosnut olmayan bizim medya.. -zalim şarkısı oldukça güzel olan tuhaf sesli şarkıcı... kasetindeki diğer parçalarda zalim gibiyse alınmaya değer olacaktır kanımca. -kenan doğulu ve mirkelamın tek çatı altında toplanmış hali. -ilk aşk dedikodusu çağla şikelle çıkan insan. yuh artık, göz var nizam var! -ilk dinlediğimde "vay be, ne sağlam alto" diye düşünmüştüm. erkekmiş meğersem. -tv'de abartısız her kanalda göklere çıkartılan, bir insanın kötü ses, kötü şarkı ve kötü fizik üçlemesiyle bu kadar pohpohlanması nedeniyle arkasında çok büyük bir medya patronu olduğundan şüphelendiğim insan. -1 günde 100 bin adet sattigi söylenen sarkici.. -her ne kadar pop muzık sevmesemde turk popuna yenı bı soluk getırdıgı gercektır.en azından parcaları akustık soundda. dıgerlerı gıbı aynı sound aynı dum tıs yok. 2005 postları -kliplerinde acayip karizmatik ve yakışıklı gözüken, misal son "günaydın ben gittim" temalı şarkısı, artık karta kaçmış kenan doğulunun yerine göz dikmiş şarkıcı. -müziği bi derece ama o şarkı sözleri hiç çekilmez dediğim çipil gözlü çocuk.. -dün gece buzholde konserle daha bir sevgimi kazanmış olan cep star -cuma günü bi bakmışsın adli ikinci albümü çıkacak olan şarkıcı. severiz kendisini. -32. altın kelebek ödülünü alan en iyi çikis yapan bakalim daha nereye çikacak besteci/yorumcu. -15 nisanda 2. albümü piyasaya çikmis olan ve küçücüğüm adli sarkisiyla yine istiklal caddesinin her kösesinden sesi duyulmaya aday sarkici. -erkeklerin gereksiz yere tavır aldıkları, insanların bir küçümsediği bir yerin dibine batırdıkları ve bunları hiç ama hiç haketmeyen şahsiyet.. küçücüğümü ne tatlı söylemiş öyle, insanın içini kıpır kıpır eden bir aşk şarkısı helal olsun. -mırıl mırıl şarkı söyleyip adamı inceden uyuz eder gibi olsa da temiz yüzünden laf etmek istemediğim insan ha şarkıları da fena değil ama nedir o mırıldanma onu anlamadım... -acilen asik olmasi gereken kisi. yoksa sarki yapayacakmis ve 3.albümü zora girecekmis. -son zamanlarda şarkılarını en çok dinlediğim insan. çokta şirin biri ya. 2006 postları -hem sesi, hem şarkıları, hem de aranjesi ile, ilk iki albümünde olayı kopardığına emin olduğum şarkıcı. -şarkılarını dinlerken huzur bulduğum adam.. -bi sene arayla çıkardığı ilk iki albümüyle beni benden alan, şu aralar yeni albüm hazırlığında olan ve önümüzdeki günlerde çıkaracağı üçüncü albümünü sabırsızlıkla beklediğim süper insan. -şarkılarını üç kereden fazla dinlediğinizde büyük ihtimalle sıkılacağınız adam. çok ilginç ilk dinlenildiğinde çok güzel bir şarkı gibi gelse de uzun soluklu olamıyorlar nedense... -boyu uzun olmasa da sesi/tipi/hal tavri ile gonlumu fethetmis, allahin lutfu. 2007 postları -sesi aşkı hatırlatan adam. -sarkılarının sözlerini kendi yazdıgı düşünülürse, onlara istinaden özellikli, özel ve de güzel bir insan. -su anda park ormanda konser veren sanatçi. hayır orda değilim ama televizyondan izliyorum. kıyafeti olsun, sahneye cikisi olsun dersin bir tarkan, bir mustafa sandal özentisi. ama bildiğin yalin iste. siyah yarım pardesü giymek, sahneye cikarken yanarli dönerli sov yapmakla strar olunmuyor malesef. keske biligimiz, sevdiğimiz yalin gibi ciksaymis da beni boyle bir milyon kafa ile entry girmeye mecbur etmeyeymiş. -sesini her duyduğumda "ağlama evladım ağlama, olur böyle şeyler hayat bu" deyip karşıma çekip konuşmak, hatta bir meyhaneye götürüp içini dökmesini sağlamak hatta hatta gerektiğinde kucağıma yatırıp gazını çıkartmak, poposunu pışpışlayıp uyutmak istediğim şarkıcı.


 
  Bugün 18 ziyaretçi (36 klik) kişi burdaydı! Bu sitedeki hiçbir görsel yada işitsel malzeme ilgili kişilerin izni olmaksızın kopyalanamaz ve kullanılamaz. Copyright © 2008 adiguzel Productions. Tüm Hakları Saklıdır. ...::::RACHAEL::::...  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=